Marka Tutkusu (Sokak Sesleri)

MARKA TUTKUSU İLE SAMİMİYET SINAVI


Nasrettin hocanın ye kürküm ye hikayesini bilmeyeniniz yoktur. İnsanoğlunun doğumundan itibaren sosyalleşme evresindeki en önemli olgulardan bir tanesi çevresinden saygı görmesidir ve bunu sağlamanın belli bazı yöntemleri vardır.

İyi bir iş-kariyer sahibi olmak, erkekse güzel bir kadına, kadınsa zengin bir erkeğe sahip olmak günümüz kriterlerinin başında gelir. İşini ve beraber olduğun insanı anlatmaya sıra gelene kadar kendini ifade etmenin en kısa ve kestirme yolu ne giydiğindir. Gömleğinin iç kısmında yazan etiketin ne olduğunu belki kimse bilmeyecektir, kumaş kalitesinden anlamak da hemen mümkün olmayacağına göre “marka tutkusu kim ve ne için” sorusu geliyor insanın aklına. Hafta sonu dört duvar arasında diz yapmış eşofmanlar ve dağınık saçlarla dolaşırken Pazartesi olunca jantileri çekivermenin anlamı ne ola ki. Kadınların hemcinsleri için süslendiği yalanı kadar marka tutkusunun kaliteye önem verme olduğu da külliyen yalandır.

İlla da kaliteli mal arıyorsan bunun falanca X veya L etiketli olması gerekmiyordur. Hem öyle ise ve belli markalarda bunu bulabiliyorsan o zaman dünya para verdiğin bir kıyafetinin etiketini daha çarşıdan eve gelir gelmez kesiver de inanayım gerçekten etikete değil kaliteye para verdiğini. Ama onca para verdiği ürünün üstündeki etiketi kesmeye eli gitmez insanın.

Sıradan biri olmadığının daha amiyane tabirle avam tabakadan farklı olduğunu göstermenin bir yoludur aslında bu. Politikacılar halka hizmet için geldiklerini söyledikleri ve onlar gibi olduklarını göstermek istediklerinde ilk etapta giyim-kuşamlarını değiştirmekten başlarlar. Bilmem ne marka giyindikleri ortaya çıkınca gömleklerini hemencecik herkesin alabileceği bir yerden seçmeye başlarlar.

Yalnız halka malolmak deyimi biraz daha erkeklere mahsus bir durum gibi gözüküyor zira kadınlar her daim iki dirhem bir çekirdek olmalı. Giyim kuşamlarını nereden tamamladıkları sorulmamalı. Hatta ve hatta ülkenin en üst düzey siyasi temsilcisi erkeklerin temiz ve şık olmaları yeterli görünürken arka planda başarılı her erkeğin arkasında yer alan kadınların bilmem kimin elinden çıkma kıyafetleri ile göz doldurması nasıl da okşar gururumuzu. Açlık, yoksulluk ve sefalet içinde kıvranan Ortadoğu halklarının gaddar diktatörlerinin eşlerinin bir servet dolusu parayı yurtdışına gittiklerinde bir çırpıda harcayıveriyor oluşları o ülkenin ulusal saygınlığına güç katar. Orta ve alt kademedekilerin erişmesinin mümkün olmadığı o gıpta edilen hayata ulaşma şansı kalmayanların tek avuntusu da olabilir hatta.

“First Lady” durumları “Ladies First” haline dönüşür.

Marka ve moda önce kadını yaratır arta kalanından (şayet kalırsa) da erkeği.

İşin samimiyet sınavındaki sorum şu olacak. Kısıtlı bütçenle tercih yapman gerektiğinde alabileceğin en pahalı giysiye parayı yatırıp kalanı ile karnını doyurmak mı yoksa hazırlayacağın mükellef bir sofra ile karnını doyurup kalanı ile giyinmek mi? Bu ikisi arasında gidip gelir hayatlar. Bazen karnın aç dolaşıp üstündekilerin verdiği mutlulukla yetinirsin bazense tok karnına bir hırka ile dolaşırsın. En makbulu karnın tok sırtın pek olmasıdır ama gelin görün ki karnı aç sırtı açık ne çok insan var dünyada..

 

Yazar : Nurcan Eroğluer

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !